Türkçe / B1

Perili Köşk

Short story

Sermet Bey, kalabalık ailesiyle yaşayabileceği bir ev arıyordu. Bekçi ona beş odalı küçük bir ev göstermişti, ama on iki kişi oraya nasıl sığacaktı? Tam o sırada, küçük bir çamlığın önünde duran beyaz bir köşk gördü. Bahçesi bakımsızdı, fakat bina çok güzeldi.

«Orası size uygun değil», dedi bekçi. «Köşkte peri var. Giren kimse bir ay bile kalamıyor.»

Sermet Bey bu söze güldü. Bir şeyi uzaktan görmek ya da duymak ona yetmezdi; gerçekten var olduğuna inanmak için dokunmak isterdi. Hayaletlerden korkmuyordu.

Evin sahibi Hacı Niyazi, yakındaki kırmızı evde oturuyordu. Gidip anahtarı aldılar. Bekçi kapıda kaldı, Sermet Bey ise ev sahibiyle içeri girdi. Odaları ve evin imkânlarını çok beğendi.

Yıllık kira yüz seksen liraydı. Bu kadar büyük bir ev için ucuzdu. Ancak Hacı Niyazi üç yıllık parayı, yani beş yüz kırk lirayı peşin istiyordu.

«Düşmanlarım hayalet söylentisini çıkardı», diye açıkladı. «Kiracılar komşuları dinliyor, korkup gidiyor. Bu yüzden parayı önceden alıyorum.»

Anlaştılar. Dışarı çıkınca bekçi, önceki kiracıların da üç yıllık kira ödediğini söyledi. Hiçbiri uzun süre kalamamış, verdikleri para da geri dönmemişti.

Bir hafta sonra Sermet Bey ailesiyle taşındı. Ev halkı gündüz çalışıyor, akşamları müzikle ve misafirlerle eğleniyordu. Henüz iki hafta geçmeden bir hizmetçi bahçede beyaz bir şey gördü ve çığlık attı.

Herkes balkona çıktı. Ağaçların arasında beyaz bir şekil duruyordu. Sermet Bey, sürekli hayalet hikâyeleri duydukları için gözlerinin onları aldattığını düşündü. Bahçeye inip şekle dokunmak istedi, ama o kaçıp kayboldu.

Bundan sonra her gece aynı şey oldu. Ardından eve büyük taşlar atılmaya başladı. Aile korkudan uyuyamıyordu. Annesi artık orada kalmak istemediğini söyledi. Komşular, sıranın camların kırılmasına geleceğini anlatıyordu. Üstelik sözleşmeye göre tamir masraflarını kiracı ödeyecekti.

Sonunda çıkmaya karar verdiler, fakat başka bir ev bulamadılar. Sermet Bey, yaşananlara rağmen hayaletlere inanmıyordu. Bir akşam çamlığa gidip bir ağacın dalına saklandı.

Gece yarısı beyaz şekil ortaya çıktı. Sermet Bey’in dizleri titriyordu, ama ağaçtan indi ve sessizce yaklaştı. Elini uzatıp ona dokundu. Şekil kaybolmak yerine korkuyla kaçtı!

Sermet Bey peşinden koştu ve bahçe duvarını aşmaya çalışırken onu yakaladı. Ailesinden bir lamba istedi. Beyaz örtüyü kaldırınca altından Hacı Niyazi çıktı.

Şimdi her şey açıktı. Ev sahibi kirayı peşin alıyor, sonra kiracıları korkutarak kaçırıyordu. Sermet Bey kızından sözleşmeyi ve bir kalem getirmesini istedi. Hacı Niyazi’ye, yaptıkları yüzünden ceza görmek istemiyorsa yeni bir belge imzalamasını söyledi.

Belgede, ev sahibinin altı yıllık kira olan bin seksen lirayı aldığı yazıyordu. Oysa Sermet Bey yalnız üç yıllık kira vermişti. Hacı Niyazi imzalayıp gitti.

İki yıl geçti. Komşular ailenin hâlâ köşkte kalmasına şaşırıyordu. Hacı Niyazi ise önce sararıyor, sonra kızarıyor ve şöyle diyordu:

«Bunlar sabaha kadar içiyor! Onlara peri değil, şeytan bile görünemez!»


English summary · includes the ending

Sermet Bey needs a large house for his family. He finds a beautiful property, but a watchman warns him that it is haunted. The owner, Hacı Niyazi, asks for three years’ rent in advance. Sermet pays, confident that ghosts do not exist.

Soon, a white figure appears among the trees. Whenever Sermet approaches, it escapes. Stones then hit the house, frightening his family. They want to leave, but this would mean losing the rent they have already paid.

Sermet hides in a tree and catches the supposed ghost. Under the sheet is the landlord, who has been frightening tenants away and keeping their money. Sermet threatens him with punishment and makes him sign a receipt for six years’ rent, although only three have been paid. Two years later, the family is still there. Asked why, the landlord complains that their drinking frightens away even the devil.

Adapted in contemporary Turkish for LEJRBÅL from Ömer Seyfettin’s public-domain story Perili Köşk.
Read the source