Türkçe / B1
Mermer Tezgâh
Cabi, İstanbul sokaklarında dolaşmayı seven yaşlı bir adamdı. Ona göre gerçeği kitaplarda değil, hayatın içinde aramak gerekiyordu. İnsanları izler, onlara sık sık öğüt verirdi.
Bir gün Üsküdar'da bir marangoz dükkânı gördü. İçerideki adam, mermer bir çalışma masasının başında elindeki aletle tahtaya vuruyordu. Cabi bunun yanlış olduğunu düşündü. Dükkâna girerek sordu:
‘Bu mermer masa senden önce burada mıydı?’
‘Hayır. Dükkânı da masayı da ben yaptırdım’, dedi marangoz.
‘Aleti yanlış yere vurursan hem aletin hem mermer zarar görür.’
Adam yirmi yıllık marangoz olduğunu söyledi. On beş yıldır bu masada çalışıyor ve hiç hata yapmıyordu. Cabi gözlüğünü takıp mermeri inceledi. Gerçekten üzerinde bir çizik bile yoktu.
Marangoz, bunu ellerinin becerisine bağlıyordu. Cabi ise başka bir açıklama yaptı:
‘Sen başka bir şey düşünmediğin için bu kadar dikkatli çalışıyorsun. Düşünsen hata yaparsın.’
Marangoz bu sözlere kızdı ve onu dükkândan gönderdi. Cabi de öfkelendi. Kapıdan, ‘Yarın bu mermer masayı kıracaksın!’ diye seslendi.
Yakındaki dükkânlara gidip marangozun adının Ali olduğunu ve nerede oturduğunu öğrendi. Ali yeni evlenmişti. Komşuları onun işinde ne kadar iyi olduğunu anlatıyordu.
Cabi bir kuzu satın aldı ve fırında pişirtti. Sonra Ali'nin evine götürdü. Eşine, ‘Bu kuzuyu kocanız gönderdi’ dedi. Kadın kuzuyu aldı.
Ali akşam eve gelince yemeği görüp şaşırdı. Kendisinin göndermediğini söyledi. Eşi buna inanmadı ve ona unutkan olduğunu söyledi. Ali, kuzuyu getiren adamı sordu. Fakat eşinden adamın görünüşü veya sesi hakkında bilgi alamadı.
Karı koca tartıştı. Ali hiçbir şey yiyemedi. Kuzuyu kimin gönderdiğini düşünmekten bütün gece uyuyamadı.
Sabah erkenden dükkânını açtı. Aklı hâlâ kuzudaydı. Bir köşeden kendisini izleyen Cabi'yi bile görmedi. Elindeki aleti yanlış yere vurunca mermerden bir parça koptu.
Cabi kapıdan seslendi:
‘Hani hiç hata yapmazdın?’
Ali cevap veremedi. Cabi onun hâline acıdı ve kuzuyu kendisinin gönderdiğini açıkladı.
‘Biraz düşünmeni istedim’, dedi. Ardından düşüncelerin insanın dikkatini dağıtabileceğini anlattı. Çıkarken de ‘Şu mermeri kaldır, yerine tahta masa koy!’ diye öğüt verdi.
English summary · includes the ending
Cabi likes studying life and advising other people. In Üsküdar, he finds a carpenter working on a marble bench. The man, Ali, says he has used it for fifteen years without making a mistake.
Cabi says this perfect attention comes from having nothing else to think about. Ali angrily sends him away. Cabi then learns where Ali lives, has a lamb roasted and delivers it to Ali’s wife, claiming her husband sent it.
That evening, Ali denies sending the meal. His wife insists he has forgotten. They argue, and she gives no useful information about the messenger. Unable to solve the mystery, Ali cannot eat or sleep.
Next morning, still distracted, he strikes the marble and breaks off a piece. Cabi reveals his trick, explains his ideas about thought and attention, and tells Ali to use wood instead. He leaves pleased with the lesson he believes he has taught.
Adapted for Lejrbål from the credited source.
Read the source